Kansızlık (Anemi)


Kanda bulunan kırmızı kan hücreleri (eritrositler) dokulara ve hücrelere oksijen taşırlar. Bunu içlerinde bulunan hemoglobin maddesi sayesinde yaparlar. Hemoglobin aynı zamanda kana kırmızı rengini de veren maddedir. 1 gram hemoglobin 1.4 mL oksijen taşır. Normalde kanda 13-15 gram / 100 mL hemoglobin bulunur. Kırmızı kan hücrelerinin ömürleri 4 ay kadardır. Böbreklerimizden salgılanan eritropoetin adlı hormon, kemik iliğine etki ederek, kırmızı kan hücrelerinin yapımını başlatır. Kansızlık (anemi), kan hemoglobin düzeyinde veya kırmızı kan hücreleri sayısında azalma ve sonucunda ortaya çıkan bulgulardır. Genelde başka bir hastalığın neden olduğu bir durumdur. Bu nedenle sadece anemi ifadesinden ziyade demir eksikliği anemisi, akdeniz anemisi gibi altta yatan hastalığı da belirtecek terimler kullanılır. Ortaya çıkan şikayetler ve saptanan bulgular doku ve hücrelere yetersiz oksijen taşınmasına bağlı olarak gelişmektedir. Anemili hastalarda yorgunluk, hafif çarpıntı ve nefes darlığı gelişebilir. İleri düzeyde bir anemide ise, bütün bu bulgular, istirahat halinde görülmesinin yanı sıra; kulak çınlaması, baş dönmesi, baş ağrısı, uyuma güçlüğü, iştahsızlık, kilo kaybı, adet kanamalarının düzensizliği veya fazlalığı, adet görmeme ve iktidarsızlık gibi bulgular ortaya çıkabilir. Aneminin sık görülen bulgularından çarpıntı, anemi yüzünden dokularda oluşan oksijen açlığını gidermek amacıyla, kalbin atım hızını ve her atımda pompaladığı kan miktarını artırması nedeniyle ortaya çıkar. Buna rağmen dokularda yeterli oksijen sağlanamıyorsa, solunum sayısının artması ve nefes darlığı ortaya çıkar. Uzayan anemilerde ve yaşlı kişilerde veya kalp hastalığı olanlarda kalp yetmezliğine ait bulgular gelişebilir. Anemideki en belirgin bulgulardan birisi de solukluktur. Aneminin şiddetine bağlı olarak, ağız ve göz kapağı içindeki deride ilk olarak fark edilebilen solukluk, aneminin ilerlemesi ile avuç içinde, tırnak yataklarında ve deride de belirginleşir. Anemiye yol açan nedene bağlı olarak çok çeşitli bulgular gelişebilir.

Anemi Nedenleri

  • Kan kayıpları,
  • Kırmızı kan hücrelerinin aşırı yıkımı,
  • Kurşun ve diğer toksik maddelerle olan zehirlenmesi,
  • Glutatyon veya globulin sentezlerinin bozulması,
  • Glikoliz veya hücre zarı bozuklukları,
  • Bazı enfeksiyonlar,
  • Dalağın fazla çalışması,
  • Bazı ilaçlar,
  • Yetersiz kırmızı kan hücresi üretimi
  • Temel yapım maddelerin eksikliği (demir, folik asit, B12, protein, niasin, bakır vs)
  • Kronik hastalıklar (Kronik böbrek hastalığı, kollajen doku hastalıkları, siroz)
  • Eritroblast eksikliği(aplastik anemi, kimyasal ajanlar, antikorlar)
  • Kemik iliğinin diğer hücreler tarafından işgali (lösemi, lenfoma, multipl myeloma)
  • Endokrin hastalıklar (Miksödem, hipofiz yetmezliği, adrenal yetmezlik) Karbon monoksit (CO) zehirlenmeleri: Karbon monoksit renksiz, tatsız, kokusuz, yanıcı, zehirli bir gazdır. Duvarlardan bile sızabilir. Vücuda solunum yolu ile girer. Karbon monoksit vücutta parçalanmaz, solunum yoluyla dışarı atılır. Karbon monoksit zehirlenmeleri sıklıkla kapalı bir ortamda meydana gelen yanma sırasında olur (bacası çekmeyen şofben, soba, ocak gibi) ayrıca karbon monoksidin kullanıldığı veya üretildiği iş kollarında da meydana gelebilir. Solunum zehiri olan karbon monoksitle meydana gelen zehirlenmelerde kısa süre içerisinde tıbbi müdahele yapılmazsa, zehirlenemeler ölümle sonlanabilir. Tehlike kaynakları
  • Kapalı ortamda meydana gelen yanmalar (açık ocaklar, bacası çekmeyen soba – şofbenler, bacasız gaz sobaları gibi).
  • Isıtma amacıyla kullanılan her tür soba ve ocakta (havagazlı, linyitli, kok kömürlü v.b.) yanma sırasında oluşur.
  • Karbon monoksit, havagazı ve jeneratör gazlarının bileşiminde bulunur. Ayrıca kokhane gazlarında, yangın ve patlamalarda çıkan dumanlarda vardır.
  • Motorların ekzos gazlarında vardır (benzinli motorlarda çok, di esel motorlarında daha az.). Özellikle kapalı garaj, park binaları, feribotlar, motor onarım ve bakım işlikleri bu bakımdan tehlikelidir. Ayrıca:
  • Yanlış yapılmış ve defektli her tür ısıtma sistemleri,
  • Açık ocaklar,
  • Karbon monoksitli gazların üretimi, dağılımı, kullanımı,
  • Tünel, maden ocağı gibi yerlerdeki yangın ve patlamalar,
  • Kimya endüstrisinde karbon monoksit kullanılan işlemler, başlıca tehlike kaynaklarıdır. Etki Şekli Karbon monoksidin zehirli etkisi hemoglobine (Hb) (kanda oksijen taşıyan eritrositlerin (kırmızı kan hücrelerinin) içeriğinde bulunan bir madde) oksijene göre çok daha fazla bağlanmasından kaynaklanır. Ortaya çıkan karboksihemoglobin (CO-Hb) hipoksemiye neden olur. Bu birleşme geri dönüşümlüdür, yani ayrılabilir. Karbon monoksidin hemoglobine olan bağlanma kapasitesi, oksijeninkinden ortalama 300 kez daha güçlüdür. CO-Hb bileşiminin tüm vücut genelindeki durumu zehirlenmenin derecesini belirler. Bu da şu etkenlere bağlıdır:
  • Soluk alma havasındaki CO konsantrasyonu,
  • Solunum dakika hacmi, etki süresi,
  • Hemoglobin miktarı. Zehirlenme (Akut) Hemoglobinin % 20si CO-Hbe dönüştükten sonra belirtiler giderek şiddetlenir:
  • başağrısı
  • baş dönmesi
  • bulantı, kusma,
  • taşikardi ve kan basıncı yükselmesi,
  • bazen pektanjinöz yakınmalar,
  • kulak çınlaması,
  • dalgınlık,
  • genel bitkinlik,
  • apati,
  • bazen kas kranpları,
  • cildde kiraz kırmızısı renk,
  • bilinç kaybı (% 50 CO-Hb oluşumunda),
  • Ölüm (% 60-70 CO-Hb oluşumunda)