halkı-kandırma

Bildiğimiz gibi sağlık alanı, akademik bilgi gerektiren teknik bir konudur. Her insanın bir gün mutlaka bir doktora yolu düşeceği hayatın mutlak gerçeklerindendir.

Herhangi bir hastalıktan muzdarip olan bir birey veya bireyin yakını bu olumsuz durumdan kurtulmak için; örnek yerinde ise  “denize düşen yılana sarılır” misali çözümler aramaktadır.

Gerek halkımızın bu konulardaki bilgisizliği, gerek yasal boşluklar yada kulaktan duyma bilgilere hiçbir sorgulama yapmadan çok çabuk inanıyor olunması, ve bunun gibi bir çok sebep,  birtakım  “kerameti kendinden menkul”  sağlık sömürücülerine çıkar sağlamaktadır. Anlattıkları büyülü yalanlarla zor durumda bulunan hasta veya hasta yakınlarının güvenlerini kazanmaya çalışmaktadırlar.

Zor durumdaki hastaların veya hasta yakınlarının ya da sağlıklı bir yaşam sürmek isteyen bireylerin bu konulardaki talepleri bir takım art niyetli kişilerce doktor, eczacı… vb. ünvanlar kullanan sömürücüler ile sömürülmeye ve çıkar sağlamaya çalışılmaktadır.

Gün geçmiyor ki 3.Sınıf TV Kanallarında gerek reklamlar, gerek sözde açık oturumlar ve sağlık programlarrı ile  “her derde deva ve mucizevi ürünler”  tamamen pazarlama ve çıkar sağlama zihniyetli kişilerce bilinçsiz halkımıza sunuluyor. Ne olduğu belli olmayan ve belli bir standardizasyon işlemine tabi olmayan bu ürünler ; Uzak doğudan 2-3 dolara ithal edilmekte, Tarım Bakanlığından Gıda Takviyesi Olarak ruhsat alınmakta ve 3.Sınıf TV kanallarında endikasyon belirterek her derde deva olduğu kabulü ile yüksek fiyatlarla bilinçsiz halkımıza satılmaktadır.

Sadece bu tip 3.Sınıf TV kanallarında kendilerine yer bulan sözde bilim insanları ve bu mucizevi ürünleri kullanacak şanslı kişiler olarak kandırılan halkımız haricinde tüm dünya bu nimetlerin farkında olamıyor. İçerisinde yaşadığımız bu çağda ne kadar gerçekçi değil mi?

Bu konulardaki yasal boşlukları çok iyi bilen ve değerlendiren bu sağlık simsarları; gerek konuşmalarında kullandıkları ve halkımızın güvenini sağlamaya yönelik dini-manevi  söylemleri, gerek para vererek ekrana çıkardıkları sözde her derdinden kurtulmuş insanlar vasıtasıyla bu sömürü ve çıkar düzenini devam ettirmekteler.  Bu kişilerin inançlı kişiler olarak görünmek için laf aralarına yerleştirdikleri sözler, yada ekrana çıkan kişilerin klasik yurdumuz insanlarından seçilmesi ne kadar ilginç değil mi?

Bu tuzaklara düşmemek için halkımızın bilinçli olması ve her derde deva bir ürünün daha tıbben icat edilmediğini bilmesi büyük önem arz etmektedir.

Muhakkak ki bir takım tıbbi bitkiler kanıtlanmış etkileri ile fitoterapi ve alternatif tıp da kullanılmaktadır. Ancak bu tip istisnai durumlar tüm bitkilerin yararlı olduğu, doğadan hiçbir şekilde zarar gelmeyeceği anlamına gelmemelidir.  Bu konuda halkımızın atalarımızın yıllar önce söyledikleri atasözleri bu sağlık sömürücülerinin sözlerinden çok çok doğru noktalara temas etmektedir. Hal böyle olunca doğadan ve bitkilerden zarar gelmeyeceği kabulü sağlık sömürücülerinin ellerinde tamamen birer tehlike yumağı haline gelmektedir.

Halkımız bu konuda bilimin, aklın ve mantığın çizdiği çerçevede ilgili otoritelerce ( Sağlık bakanlığı, üniversiteler, enstitüler , bilim insanları) tarafından kabul edilen sınırları bilmeli ve bu tip sağlık simsarlarına prim vermemelidir.

Piyasada isimleri çok iyi bilinen bu sağlık simsarlarının çeşitli paylaşım ortamlarına düşmüş videolarını bi inceleyiniz…

Unutmayınız ki Sağlık, Tedavi ve teşhis akademik bilgi gerektiren hassas konulardır. Bir rahatsızlığınız,şikayetiniz ,sağlık probleminiz olduğunda Hekime başvurmak Aklın,Mantığın ve Bilimin bir gerekliliği ve sonucudur. Geç yapılan teşhis ve tedaviler,  daha öncesinde medet aradığınız sağlık simsarlarına ayırdığınız zamanı size çok ağır şartlarda ödetebilir.