Malum günümüzde endüstriyel üretimin artması, dünya nüfusunun artması beslenme konusundaki sıkıntıları da beraberinde getirmektedir. Son zamanların popüler konularından birisi olan gıda güvenliği sağlıklı nesillerin yetişmesi ve sağlık olgusunun sürdürülebilir olmasında önemli bir rol oynamaktadır. Medyanın ve bireylerin gıda güvenliği hakkında farkındalık yaratmaya başlaması ile birlikte bireyler tükettikleri gıdaların güvenliği konusunda bilinç sahibi olmaya başladılar. Buna rağmen şehir yaşamında ve tarımın artık endüstriyel boyutlara gelmesi ile birlikte hem kendi yediğimiz, hem de çocuklarımıza sunduğumuz gıdaların güvenilir yöntemler ile üretilerek ve işlenerek son tüketici olan bizlere gelmesi konunun en önemli sac ayağı durumundadır. Gıda güvenliği ve gıdalarda kullanılan katkı maddeleri, ilaçlar vb. konular sürekli gündemde olan konulardandır.

Bitkisel gıdalar üretilirken kullanılan tarım ilaçları ve diğer kimyasallar, gıda ile birlikte toprağa, oradan suya oradan da en nihayetinde biz insanların bünyesine geçebilmekte. Bu konu oldukça geniş bir yelpazeye sahip. Zaman içerisinde tarımda kullanılan bazı ilaçlar ve kimyasallar; ilgili otoriteler tarafından yasaklanırken bazılarının ise araştırmalar sonucunda insan ve doğaya zarar vermediği ve kullanılabilir olduğu yönünde bilgiler bulunmakta. Bu kimyasallardan birisi de Glifosat isimli kimyasal. Günümüzde glifosat, bir çok zirai ilacın yapısında etkin madde olarak bulunmakta.

Avrupa Gıda Güvenliği Kurumu yani kısa adıyla EFSA, tarım ürünleri üretiminde kullanılan ve yabani otlar ile mücadele etmeyi sağlayan bir ilaç olan glifosatın kanser yaptığı yönünde mevcut bilgi olmadığı ve yapılan çalışmalar ve araştırmalar sonucunda da kanser yapma potansiyeline sahip olmadığını açıkladı.

Dünya Sağlık Örgütüne bağlı olan Uluslararası Kanser Araştırmaları Kurumu bilindiği üzere kanserojen olan ve kanserojen olma ihtimali yüksek olan yada kansere yol açma potansiyeline sahip ürünler ve maddeler hakkında belli zaman aralıkları ile raporlar yayınlamakta. Kurumun 2015 Mart ayında yayınladığı raporda bitkisel üretimde ve tarımda yabancı otlar ile mücadelede kullanılan glifosat muhtemel kanserojen ürünler listesinde yer aldı. Bunun üzerine konu ile alakalı diğer gruplar ve oluşumlar ilgili kuruluşlara glifosatın tarımda kullanılmasının yasaklanması yönünde çağrılarda bulundu. Avrupa Gıda Ürünleri Güvenliği Kurumu (EPSA) konuyu inceleyerek glifosatın kansere sebep olmasının pek mümkün olmadığını bildirdi. Bununla birlikte glifofatın maruziyet seviyesinin güvenli aralığının daha yukarıya çekilmesi gerektiği önerisinde bulundu.

Peki Glifosat Nedir? 

Kimyasal sınıflandırmadaki ismi n-(fosfonometll) glisin ‘dir Tarımsal üretimde yabani ve istenmeyen yabancı bitkileri yok etmede kullanılır. Bir çeşit herbisittir. Çok yıllık bitkilerde yaşamın devamı için gerekli olan triptofan, tirozin, ve fenilalanin aminoasitlerinin sentezini yapan enzimi yani epsp sentazı bloke ederek belirtilen aminoasitlerin sentezlenmesini önler. Hedef bitkide bu aminoasitler sentezlenemediği için bitki yaşayamaz ve ölür. Glifosat’ ın insanlarda zehirli etkiye yol açmamasının sebebi ise hedef enzimi epsp sentazın insanlarda bulunmamasıdır. Rekombinant DNA teknolojisi sayesinde buğday, mısır, soya fasülyesi gibi ticari ve  endüstriyel öneme sahip bitkilerde ise genetik olarak glifosat’ ın inhibe ettiği enzim olan epsp sentaz  dirençli hale getirilmiştir. Özellikle ABD de yıllardır bu yöntem kullanılmaktadır. Böylelikle Glifosat, tarımı yapılan ticari bitki üzerinde değil, bu bitkinin tarım alanında yetişen yabani ve yabancı otlara ve bitkilere karşı kullanılmaktadır. Böylelikle üretimi yapılacak bitkiye glifosatın zarar vermesi önlenmiş olmaktadır.

Rekombinant dna teknolojisi sonucunda, buğday, soya fasulyesi ve mısır gibi bitkilerin bu herbisite dirençli olacak şekilde genetikleri modifiye edilmişlerdir ve Amerika’da yıllardır bu tür dayanıklı genlere sahip tohumlar kullanılmaktadır. Glifosat tarımsal zararlılara karşı mücadele de kullanılan kimyasal bir yöntemdir. Biyolojik mücadelenin artması ile zamanla bu tip kimyasallara olan ilginin azalması beklenemektedir.