Anne Sütünün Bebek Bağışıklığı Üzerine Etkisi…

Anne sütü ile beslenmenin bebekleri ileride yakalanabilecekleri hastalıklara karşı koruduğunu duymuşsunuzdur. Öncelikle bu konuyu açıklamadan önce bağışıklık sisteminin nasıl çalıştığına bir göz atalım

Bağışıklık sistemi;  immün sistem olarak da bilinir. Canlı organizmayı hastalık yapıcı mikroplar, mikro organizmalar ve diğer etkenlerden korumak için yine canlı organizmanın kendisinin geliştirdiği korunma ve hastalık etkenini ortadan kaldırma yani yok etme sistemidir. Bağışıklık sistemi buradan anlaşılacağı üzere vücudun kendisini korumak için geliştirdiği bir sistemdir. Bağışıklık sistemi bir takım farklı hücreler ve dokulardan oluşarak  bu görevlerini yerine getiren özel bir sistemdir.

bağışıklık sistemi

Bağışıklık sistemi hücrelerini vücudun hastalık yapıcı etkenlere karşı cevabını oluşturan hücreler olarak tanımlayabiliriz. Bu denli önemli olan bir sistemin dünyaya yeni gelen bir bebek için önemi aşikardır. Yeni doğan bebekler hamilelik boyunca ane karnında bir takım bağışıklık hücreleri oluşturmaya başlamıştır ancak bunlar tam manasıyla yeterli değildir.

Bağışıklık sistemini oluşturan hücreler sadece bir hastalıkla mücadele eden veya mücadelesi bittikten sonra görevleri sonlanan hücreler değildir . Bağışıklık sistemi bir çeşit arşivleme sistemi ile çalışır. Bağışıklık hücreleri bir hastalık etkeni ile mücadele ederken tecrübelerini daha sonra kullanılmak üzere bir arşivde saklarlar. Mesela bazı hastalıklar insan hayatı boyunca yalnız bir kez geçirilir. (örneğin: kabakulak) Bağışıklık sistemi kabakulak örneğindeki gibi hastalık bertaraf edildikten sonra o hastalıkla ilgili mücadele yöntemlerini hafızasında tutar ve ileri zamanlarda bünye o hastalığa tekrar yakalanmaz.

Aşılama işlemi de bir çeşit pasif bağışıklık yöntemidir. Bağışıklık sisteminin uyarılması ve antreman yapması gibi bir şeydir. Halk arasında çokça söylenen “aşı zayıflatılmış mikroptur” cümlesi aslında özünde doğrudur. Aşı yöntemi ile vücuda verilen hastalık etkeni ile bağışıklık sistemi uyarılır ve ileride olası hastalık durumunda veya hastalık etkeniyle karşılaşılması durumunda vücudun nasıl mücadele etmesi gerektiğini arşiv dosyalarında saklar. Bu bilgiler daha sonra hastalık etkeni ile karşılaşılınca kullanılır ve hastalıkla mücadele edilir. Bebek ilk doğduğunda bağışıklık sistemi henüz dış ortamdan gelen mikroplar için yeterli değildir. Bu nedenle anne sütü emzirme önemlidir. Çünkü anne sütü içerisinde bulunan antikorlar ve immünoglobinler bebeğin bağışıklık sisteminin gelişmesine katkıda bulunurlar.

Anne sütü bir bebeğin ilk aşısıdır. Özellikle doğumla birlikte gelen ağız sütü denen süt içerisinde bir çok bağışıklık sistemi destekleyici ve oluşturucu komponent bulunur. Bebeğin bağışıklık sisteminin gelişmesinde anne sütünde bulunan bileşenler önemli rol oynamaktadır. Anne sütü bebeğin gelişimine göre antikorları ve diğer önemli maddeleri  bebeğe vererek hastalıklara karşı korunmasını sağlayan mucizevi bir besindir. Bu nedenle anne sütü ile beslenmiş olan çocuklarda, rutin doktor kontrolleri haricinde doktora gitme, hastalanma öykülerine çok daha az rastlanır.

t hücresi

Kolostrum adı verilen ve doğumdan itibaren 5 gün boyunca gelen ilk süt; Bebeği Enfeksiyon ve alerjik durumlara karşı koruyan antikorlar ve akyuvarlar, Sekretuvar IgA, laktoferrin, makrofajlar. T ve B lenfositler gibi antienfeksiyon özellikli bileşenlerden yana zengindir. Yine kolostrum, bağırsağın olgunlaşmasını sağlayan, intolerans ve alerji gelişmesini önleyen faktörler içerir. Bebeklerde geçici sarılığa neden olabilen biluribin maddesinin bebek vücudundan atılması için gerekli etkenler ilt sütte mevcuttur.

Anne sütünde bulunan ve bebeği hastalıklardan koruyan maddeler…

Komplemanlar, Fibronektin: Özellikle C3 opsonin (antijenle birleşerek onu fagositoza hassas kılan antikor) olarak görev alır. Yani hastalık yapıcı antijenlerle birleşerek onların hastalık yapma özelliklerini ortadan kaldırır.

İnterferon, Laktoperoksidaz: Antiviral etkili ( hastalık yapıcı virüslere karşı etkili )ve bakteriostatik etkisi olan bir proteindir. Yani bakterilerin üremelerini önleyici özelliktedir.

Lizozim: Bakterileri öldürücü etkisi olan bir enzimdir. böylelikle bebek dış ortamdan vücuduna aldığı zararlı bakterilerle nasıl mücadele edilmesi gerektiğini bağışıklıklık sistemine iletir.

Bifidus Faktörü: Barsak pH’sını düşürerek, ishale neden olan mikroorganizma ve mantarların çoğalmasına engel olan Laktobasillus bifidus adlı yararlı bakterinin oluşumunu sağlar. Yeni doğan bebeklerin bağırsak floraları tam olarak gelişmemiştir. Bağırsaklarında emilimin kolaylaşması için bir takım yararlı bakterilere de ihtiyaç vardır.

İmmünoglobülinler: Sekretuvar IgA bakterilerden E Coli, vibrio kolera, H influenza, difteri, pnömoni, salmonella, shigella ve virüslerden polio, rotavirüs, HIV ve sitomegalovirusa karşı etkilidir.

Hücre ve Antikorlar: T ve B lenfositler, makrofajlar, nötrofiller, epitelyal hücreler… Bu hücreler bağışıklık sisteminin temel hücreleridir. ( Antikor: Hastalık etkeni olan antijenlerle birleşerek onları etkisiz hale getiren bağışıklık sistemi elemanlarıdır.)

Laktoferrin: Demiri bağlayarak patojen mikroorganizmaların üremesini engelleyen bakterilerin üremelerini önleyici etkisi olan bir çeşit proteindir. Bebeğin bağışıklık sistemini güçlendirir.

Nükleotidler ve Sitokinler: Anne sütünde bulunan sitokinlerden interlökin 1β, T hücrelerini aktive eder; interlökin 6, IgA yapımını, tümör nekrozis faktör α (TNFα) komplamen salgılanmasını ve dönüştürücü büyüme etmeni (transforming growth factor β; TGFβ) ise T hücrelerine dönüşümü arttırmaktadır.

Lenfositler: E. Coli’ye karşı etkindir. E.coli; bağırsakta yerleşerek hastalık yapan bir bakteri türüdür.

Oligosakkaritler: Bakterilerin epitel dokuya bağlanmasını önlerler. Yani bakterilerin bebek dokularına bağlanmasını önler.

Görüldüğü gibi anne sütü henüz yeni doğan ve hastalıklara karşı koyacak sistemleri tam olarak gelişmemiş bir bebeğin bağışıklık sistemini kuvvetlendirmede ve ilerleyen yaş ve yıllarda hastalıkların önlenmesi ve azaltılması alanında vazgeçilmez bir besindir.