Annede doğumla birlikte hormonal olarak süt salgılamasını uyarıcı hormonların etkisi ile anne sütü üretilmeye başlar. Tamamen vücudun kendi biyolojik aktiviteleri ile gerçekleşen anne sütü salgısının yeterli olması bebeğin beslenmesi için son derece önemlidir. Ancak bazı durumlarda anne sütü yeterli gelmez, kesilir, bebek memeyi kabul etmez, dolayısıyla bebek için tam beslenme sağlanamaz. Tüm bu durumlar hormonal kontrolde olan anne sütünün devamını miktarını ve kalitesini optimum seviyede tutmak için gerekli bilgilerin bilinmesini gerektirir. Emziren annenin doğru beslenmesi en önemli faktörlerden olsa da dikkat edilmesi gerekli diğer hususlarda vardır. Bebeğin yeterli ve kaliteli bir süt almasında en büyük görev anneye düşmektedir.

anne sütü miktarı

Anne Sütünün Besin Değerini Etkileyen Sebepler

Anneden salgılanan sütün kalitesini ve miktarını belirleyen birçok dışsal ve içsel sebepler vardır. Bu sebepler; annenin beslenme alışkanlığı , kullandığı ilaçlar-bitkisel ürünler, annenin psikolojik durumu, maruz kalınan zararlı maddeler (çeşitli kimyasallar,alkol,sigara vb.), anne ve bebekteki hastalık durumları ve tıbbi farklılıklar… gibi sebepler olabilmektedir. Öncelikle emziren anne emzirme döneminde kendisine ve beslenmesine ne şekilde dikkat edeceğini bilmeli kendisini korumalıdır.

Normal durumlarda sağlıklı bir anne günlük 600-900 gram anne sütü üretebilmektedir. Bu miktar bir bebeğin beslenmesi için yaterli bir miktar olmakla birlikte anneden anneye farklılık gösterir. İkiz gebeliklerde durum farklı olabilmekle birlikte bir anne kendi bebeği için gerekli sütü üretme kapasitesine sahiptir.

Annenin acil durumlarda vakumlu ya da kaşıklı (forsepsli) doğum,sezeryanla  doğum yapması doğuma bağlı olarak süt miktarını belirleyen nedenlerdendir. Sezeryanla doğum yapan annelerin sütlerinin miktarı ve sütün oluşması normal doğum yapan anneler oranla daha az olabilmektedir yada süt daha geç gelebilmektedir. Normal doğumda doğumu başlatan etkenler, hormonal durumlar, doğum sancısı gibi etkenler süt üretimi için beyine sinyal göndererek anne sütünün oluşmasını başlatır. Sezeryanla olan doğumlarda bu basamaklar atlandığından sütün gelmesi biraz gecikebilir.

Annenin belli bir yaştan sonra hamile kalmış olması, özellikle otuzbeşli yaşlardan sonraki gebeliklerde anne sütü daha az olabilmektedir. Ayrıca sık aralıklarla gebe kalmak anne sütünün miktarını azaltabilmektedir.

Eğer anne vücudunda doğumdan sonra su toplamalar oluşmuşsa bu durum sütün geç gelmesine veya az gelmesine neden olabilir.

Hamilelik dönemi sorunlu geçen annelerin anne sütü daha az olabilmektedir. Ayrıca Nane anne sütünü azaltan bir bitkidir. Aşırı nane tüketiminin anne sütünü azalttığı bilinmektedir. Annede obezite olması süt miktarını azaltan başka bir etkendir.

Bunlar yanında annedeki hastalık durumları, veya emzirme sürecinde kullanılan ilaçlar anne sütünü azaltan sebeplerdendir.

Annenin memesindeki yara ve çatlaklar emzirme uyuncunu etkiler. Böyle durumlarda anne eğer mikrobik bir yara yoksa dişini sıkıp olabildiğince emzirmeye devam etmelidir.

Annenin içinde bulunduğu ruh hali, stress, depresyon,  süt miktarını keser veya azaltır. Bu dönemde özellikle çevresel stres koşulları, korku, endişe ve bunun gibi ruhsal sorunlardan uzak durulmalıdır.

Olumsuz emzirme alışkanlıkları: Memenin tam boşaltılmaması, düzenli emzirmeme, yine süt yapımını azaltan etkenlerdendir. Anne sütü emildikçe üretilen ne kadar emilirse o kadar üretilen bir besindir. Bu nedenle meme körleşmeleri ve süt azalması olmaması için mutlaka emzirmelerde memenin tam olarak bebek tarafından emilmesi gereklidir.Eğer bebek memedeki süt tam olarak bitirmemişse, anne tarafından meme boşaltılmalıdır.

Sigara, alkol ve diğer zararlılar: Bu zararlıların hem gebelikte hemde emzirme döneminde bebeği etkileyeceği mutlaktır. Bu nedenle bu tip zararlılardan anne mümkün olduğunca uzak durmalıdır. Bir çok zararlı maddeler, emzirme döneminde sadece anneye zarar vermez. Anne sütüne geçerek bebeğe de zarar verirler. Bu nedenle gerek bu zararlılar gerekse anne sütüne geçen ilaçlar bu dönemde önem teşkil eder. Ayrıca bu zararlılar sütün azalması veya kesilmesine de yol açar. Özellikle sigara ve alkol anne sütü ile bebeğe geçebileceğinden anne bu konuda dikkatli olmalıdır. Kahve-çay gibi kafein içeren içecekler anne sütünü artırma yetenekleri olsa da kafein gibi ksantin türevi bileşikler bebeğe geçerek uykusuzluk, huzursuzluk ve başka zararlar oluşturabilir. Bu nedenle emziren anneler bu içecekleri emzirme döneminde daha az tüketmelidirler.  Asitli ve gazlı meşrubatlar emzirme döneminde mümkün olduğunca az kullanılmalı veya kullanılmamalıdır.

Memede süt olmasa bile bebek  ve anne mutlaka doğumdan itibaren emzirme düzenine alışmalı ve süt olmasa bile bebek emzirmeye zorlanmalıdır. Çünkü emme refleksi annenin beynini uyararak süt yapımını başlatacaktır.

Bazı durumlarda anneler bebeklerine anne sütünü biberonla verirler. Bu durumda anne sütünü azaltan etkenlerdendir. Sütün salgılanması için bebeğin emme reflexi ve sütün emilerek boşaltılması gereklidir.

Ayrıca anne sütünü artırmak için halk arasında kullanılan; bol su içme, şekerli besinler tüketme gibi davranışların anne sütünü artırıcı bir özelliği yoktur. Annenin yapması gereken dengeli ve düzenli beslenmesine devam etmek olmalıdır.

Tüm bu sebepler yanında anne, bahsedildiği gibi beslenmesine mutlak suretle dikkat etmeli ve egzersiz yapmalıdır. Yapılan çalışmalar spor ve egzersizin anne sütün artırabildiğini göstermiştir. Kısaca anne emzirme döneminde sağlığına ve hem ruhsal hem de fiziksel olarak kendisine , beslenmesine dikkat etmelidir.

Anne Sütünü Azalttığı Bilinen Besinler

  •  Ada çayı
  •  Nane / Mentol
  •  Kekik
  •  Maydonoz
  •  Kara ceviz
  •  Civanperçemi
  •  Kuzu kulağı…  Bu besinlerin anne sütünü azalttıkları tahmin edilmekte veya bilinmektedir.